AYDIN AKTAŞ'ın BLOGU

Pazar, Mart 05, 2006

MİNE ÇİÇEĞİNİ SULAMAK

Hakim yetmişlerine merdiven dayadıkları boşanmak için başvurmuş çifte sormuş:Bunca yıldan sonra niçin ayrılmak istiyorsunuz?Yaşlı kadın cevaplamış.Hakim bey bir ay öncesine kadar aklımda böyle bir şey yoktu. Eşim bana bir mine çiçeği getirdi. Bende çiçekleri çok severim. Çiçek çok sulanması gereken bir çiçekmiş ve kocam düzenli aralıklarla sulanmadığında öleceğini söyledi.Ben kemik rahatsızlıkları olan bir insanım. Geceleri uykumdan kalkıp çiçeği sulamam gerektiği halde, bir gün fark ettim ki kocam bir kez olsun benim ağrıma rağmen gece kalkıp da çiçeği sulamadı. Bunun üzerine bende bu kadar düşüncesiz bir insanla yaşamamam gerektiğine karar verdim Hakim kadına hak vermiş ama adettendir birde adama sormuş:“senin söyleyecek bir şeyin var mı ?yaşlı adam cevaplamış:”eşimin anlattığı her şey doğru, bir tek şey dışında. Mine çiçeği çok sulandığında ölür. Karımın kemik rahatsızlığı var ve iyileşmesi için düzenli egzersiz yapması gerekiyor ama eşim bunu yapmadığı için bende bu yalanı buldum “çiçeği ölmesin diye her gece kalkmak zorunda kaldı. O her uyandığında bende uyanık olurdum, işini bitirip uyuduğunda gidip çiçeğin suyunu boşaltıp peçetelerle toprağını kuruturdum, sonrada yatağa gelip, bana hayatı bahşeden, çanından çok sevdiğim eşimi doyasıya severdim…”

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home