AYDIN AKTAŞ'ın BLOGU

Cuma, Ekim 06, 2006

HUGO CHAVEZ' nin BM konuşması

Sayın dünya hükümetleri temsilcileri, hepinize günaydın.. Öncelikle, aranızda bu kitabı okumamış olanlarınızı saygıyla bu kitabı okumaya çağırıyorum. Bu, dünyanın ve Amerika'nın en seygın aydınlarından biri olan Noam Chomsky'nin 'Hegemonya veya Hayatta Kalma: ABD'nin Emperyalist Stratejisi' adlı son kitabı." (Hugo Chavez, bunları BM Genel Kurulu kürsüsünde söylerken Chomsky'nin elindeki kitabını havaya kaldırarak kurul üyelerine gösterir.) "Bu kitap bizlerin 20. yüzyılda ve bugün dünyada neler olup bittiğini ve gezegenimize yönelik en büyük tehdidi anlamamıza yardım edecek olan mükemmel bir kitap. Amerikan enperyalizminin hegemonik kurumlan insanlığı tehdit etmektedir. Sizi bu tehlikeyle ilgili olarak uyarmaya devam edeceğiz ve Amerikan halkına ve dünyaya başlarının üzerinde bir kılıç misali sallanan bu tehdidi durdurma çağrısında bulunuyoruz. Kitaptan size bazı kısımlar okumayı düşündüm ancak zaman yetersizliği nedeniyle (Chavez, kitabın numaralandırılmış sayfalarını çevirir) sadece bu kitabı övmekle ve tavsiye etmekle yetineceğim. Bu kolay okunan ve çok iyi bir kitap. Eminim ki Sayın Başkan (BM Genel Kurulu Başkanı) bunu biliyorsunuz. Bu kitap İngilizce, Rusça, Arapça ve Almancaya çevrildi. Bence bu kitabı öncelikle okuması gerekenler, ABD'deki kardeşlerimizdir. Çünkü onlara yönelik tehdit tam da kendi evlerinin içinde. Şeytan şu anda evde. Şeytan, şeytanın ta kendisi, şu anda evde. Ve şeytan dün buraya geldi. Dün şeytan buraya geldi. Tam olarak buraya geldi (Bu sırada istavroz çıkartır...) ve bugün hâlâ sülfür kokusunu alabiliyorum. Dün, bayanlar baylar, bu kürsüden, ABD Başkanı, şeytan diyerek bahsettiğim beyefendi, bu kürsüden dünyanın sahibiymişçesine konuştu. Gerçekten. Dünyanını sahibiymişçesine. Bence bir psikiyatr çağırmak ve ABD Başkanı tarafından dün yapılan konuşmayı analiz ettirmeliyiz. Emperyalizmin sözcüsü ola-rak,emperyalist düşüncelerini paylaşmak, şu anda hüküm süren egemen modelin sürekliliğini korumak, kendi çıkarına kullanmak ve dünya halklarını sömürmek üzere buraya geldi. Konuşması bir Alfred Hitchcock filminde senaryo olarak kullanılabilir. Ben filme önerecek bir isim buldum bile: Şeytan'ın Yöntemi. Chomsky'nin kitabında açıklık ve derinlikle söylediği gibi, Amerikan imparatorluğu hakimiyet sistemini sağlamlaştırmak için ya-pababileceği her şeyi yapıyor. Ve biz onların bunu yapmasına izin veremeyiz. Biz onun dünya diktatörlüğününü pekiştirmesine izin veremeyiz. Dünyanın hamisinin konuşması, bu herşeyi kontrol etme ihtiyacından kaynaklı bir biçimde sinik, emperyalist ve ikiyüzlülükle doluydu. Onlar demokratik bir model yaymak istediklerini söylüyor. Ancak bu onların demokratik modeli. Bu seçkinlerin sahte demokrasisi ve şunu söylemeliyim ki, silahlar, bombalar ve ateşli silahlarla kabul ettirilmeye çalışılan oldukça ilkel bir demokrasi. Ne garip bir demokrasi! Aristo, bunu kas-bul etmezdi ve demokrasinin kökenlerini oluşturan diğerleri de. Deniz piyadeleri ve bombalarla ne tür bir demokrasi yayabilirsiniz? ABD Başkanı, dün, bizlere, tam burada, bu odada şunları söyledi. AktarıyorurmBaktığı-nız her yerde radikallerin size şiddetle, terörle ve şehit olarak yoksulluktan kurtulabileceğinizi ve yeniden itibarınızı kazanabileceğinizi söylediğini duruyorsunuz. Nereye baksa radikalleri görüyor. Ve sen kardeşim, sana baktığında rengine bakıyor ve 'Aman Tanrım orada bir radikal var' diyor. Evo Morales, Bolivya'nın saygıdeğer Devlet Başkanı, ona radikal gibi görünüyor. Emperyalistler her yerde radikalleri görüyor. Bu bizim radikal olduğumuz anlamına gelmiyor. Bu dünyanın uyandığı anlamına geliyor. Dünyanın her yerinde insanlar uyanıyor. Ve insanlar ayağa kalkıyor. Şunu hissediyorum ki sevgili dünya diktatörü, hayatınızın geri kalan günlerini bir kabus gibi yaşayacaksınız çünkü insanlar ayağa kalkıyor, onların hepsi Amerikan emperyalizmine karşı ayaklanıyor ve eşitlik, saygı, halkların dayanışması için haykırıyor. Evet, bize radikal diyebilirsiniz ancak imparatorluğa karşı ayağa kalkıyoruz, egemenlik modeline karşı. Başkan daha sonra şöyle dedi. Onun sözleriyle aktarıyorum: Ortadoğu halklarına doğrudan seslenmek, onlara ülkemin barış istediğini anlatmak üzere geldim. Bu doğru. Bronx caddelerinde, New York, Washington, San Diego, herhangi bir şehir, San Antonio, San Fransisco'da dolaşırsak ve insanlara, ABD vatandaşlarına ülkelerinin ne istediğini, istediğinin barış olup olmadığını sorarsak, evet diyeceklerdir. Ancak yönetim barış istemiyor. ABD yönetimi barış istemiyor. Sömürü, yağma, hegemonya sistemini savaşla sürdürmek istiyor. Barış istiyor. Fakat Irak'ta neler oluyor? Lübnan'da neler oldu? Ya Filistin'de? Ne oluyor? Son 100 yıl boyunca Latin Amerika'da ve dünyada neler oldu? Ve şimdi Venezüela'yı tehdit ediyor. Venezüela'ya ve İran'a yeni tenditler... Başkan Lübnan halkına sesleniyor. 'Çoğunuz', diyor, 'Evlerinizin ve toplumlarınızın nasıl çapraz ateş altında kaldığına tanık oldunuz.' Nasıl böyle sinik olabiliyorsun? Bu nasıl bir utanmadan yalan söyleme kapasitesidir. Beyrut'taki bombalar milimetrik kesinlikte miydi? Bu çapraz ateş mi? O batılı gibi düşünüyor, insanların kalçalarından vurulduğunda çapraz ateşte kaldığını düşünüyor. Bu emperyalist, faşist, suikastçı, soykırımcı, imparatorluk ve İsrail Filistin ve Lübnan halkına ateş açıyor. Olan bu. Ve şimdi onlardan şunu işitiyoruz: "Evlerin yıkılmasından dolayı üzgünüz" ABD Başkanı halklara hitap etmek, dünya halklarına hitap etmek için geldi. Buraya bazı belgelerle geldim, çünkü bu sabah gazetelere bakarken bazı yazılar okudum ve onun Afganistan, Lübnan ve İrnan halkına yönelik konuştuğunu gördüm. Ve bütün bu insanlara doğrudan hitap ediyordu. Ve bütün bu halklara doğrudan seslendi. Merak edebilirsiniz, ABD Başkanı tüm bu insanlar sesleniyorsa, bu insanlar zemin sağlansa onlar ne cevap verirdi acaba? Ve benim güneydeki halkların, baskı altındaki insanların ne söyleyebileceğine dair bazı düşüncelerim var. Onlar muhtemelen şöyle derdi: "Emperyalist Yankee evine dön!" Bence bu halklar mikrofon uzatılsa Amerikan emperyalistlerine karşı tek ses olarak bunu söyleyeceklerdir. Ve bu Sayın Başkan, meslektaşlarımın, dostlarımın, geçen 8 yılda olduğu gibi geçen yıl da neden yine bu salona geldiğimizi ve söylediklerimizi tamamen, tamamen doğruluyor. Bu odada bulunan kimsenin bu sistemi savunduğunu sanmıyorum. Kabul edelim, dürüst olalım, BM sistemi, II. Dünya Savaşı'nın ardından doğdu, çöktü. Artık işe yaramaz. Ah evet, bizi senede bir buraya getirmesi, birbirimizi görmemizi, konuşmalar yapmamızı ve bu tür uzun belgeler hazırlamamamızı, dün Abel'in veya Mollaların Cumhurbaşkanı gibi iyi konuşmalar dinlememizi sağlaması açısından güzel. Evet bunun için iyi. Ve burada birçok konuşma yapılıyor. Sri Lanka Devlet Başkan'ından örneğin ve Şili Devlet Başkanı'ndan konuşmalar dinliyoruz. Ancak bizler, genel kurul, sadece bir tartışma organına dönüştük. Gücümüz yok, dünyadaki berbat duruma etki edebilecek güce sahip değiliz. Ve bu Venezüela'nın bir kez daha burada, bugün, 20 Eylül günü, BM'yi yeniden kurma önerisini getirme nedenidir. Geçen yıl Sayın Başkan, çok ktirik önemlerde olduğunu düşündüğümüz dört öneri getirdik. Devlet başkanları, büyükelçiler, temsilciler olarak sorumluluğu almalı ve bunu tartışmalıyız. İlki genişlemeydi ve Molla önceki gün tam burada bununla ilgili bir konuşma yaptı. Hem daimi ve hem de daimi olmayan üyelere sahip Güvenlik Konseyi, gelişmekte olan ülkeler ve LDC'ye daimi üyelik imkâpnı sağlamalıdır. Bu ilk aşama. İkincisi, dünyadaki çatışmalara yönelmek ve bunları çözmek için etkili yöntemler, net kararlardır. Üçüncü nokta, acil olarak hepimizin istediği şekilde demokratik olmayan BM Güvenlik Konseyi'nde alınan kararlara yönelik veto kullanma mekanizmasını kaldırmak. Size yakın bir örnek vermeme izin verin. ABD'nin sahip olduğu bu ahlak dışı veto yetkisi, İsrail'in cezadan muaf olarak, Lübnan'ı yok etmesine izin verdi. Konseyin önleme-siyle, bunun karşısında sadece izleyici durumunda kaldık. Dönrdüncüsü, her zaman söylediğim gibi BM genel sekreterinin yetkilerini ve rolünü güçlendirmeliyiz. Dün, genel sekreter, bize gerçekte bir veda konuşması yaptı. Ve o geçen 10 yılda işlerin daha da karıştığını, açlığın, yokksullu-ğun, insan hakları ihlallerini daha da kötüleştiğini farkındaydı. Bu BM sisteminin ve Amerikan hegemonik kurumlarının çöküşünün muazzam bir sonucudur. Sayın Başkan, Venezuela, birkaç yıl önce, Birleşmiş Milletleri'i tanıyarak mücadelesini Birleşmiş Milletler'e üye olarak ve düşüncelerimizi ve sesimizi buraya taşıyarak bu kurumun içinde sürdürme kararı aldı. Bizim sesimiz saygınlık, barış arayışı, uluslararası sistemin yeniden formüle edilmesi, eziyeti sona erdirmenin ve gezegenin hegemonik güçlerine karşı saldırganlığın sesidir. Bu Venezüela'nın kendini nasıl tanımladığıdır. Bolivar'ın vatanı Güvenlik Konseyi'nde kalıcı olmayan üyelik için çabaladı. Bir bakalım. ABD yönetimince Venezüela'nın Güvenlik Konseyi üyeliğine özgürce seçilmesini öneleye çalışarak ahlak dışı, açık bir saldırıda bulundu. İmparatorluk çıplak gerçeklerden, bağımsız seslerden korkuyor. O bize radikaller diyor, ancak asıl radikaller onlar. Ve her ne kadar oy pusulası gizli olsa da Venezüela'ya desteklerini veren tüm ülkelere teşekkür etmek istiyorum. "Şairin dediği gibi, 'çaresizce iyimser' olmak için neden var..." Ancak İmparatorluk, açıkça saldırdığından beri, onlar in bize olan destekleri güçlendirmiş oldu. Ve destekleri bizi güçlendirdi. Bir blok olarak Mercosur'daki kardeşlerimiz desteklerini sundu. Venezuela, Brezilya, Arjantin, Paraguay, Uruguayla Merco-sur'un tam üyeleridir. Ve diğer birçok Latin Amerika ülkesi, CARICOM, Bolivya Venezüela'ya desteklerini sundu. Arap Birliği tamamen desteğini verdi. Ve ben Arap dünyasına, Arap kardeşlerimize, Karayipler'deki kardeşlerimize, Afrika Birliği'ne çüok minnettarım. Neredeyse Afrika'nın tamamı Venezüela'ya desteğini sundu ve Rusya, Çin ve diğer pek çok ülke de. Onlara Venezuela adına, halkımız adına ve gerçek adına teşekkür ediyorum. Çünkü Venezuela BM Güvenlik Konseyi'nde daimi üyeliğe sahip olduğunda sadece Venezüela'nın düşüncelerini savunmakla kalmayıp, tüm dünya halklarının sesi oacak ve saygı ve doğruyu savunacaktır. Tüm bunların üzerinde Sayın Başkan, bence iyimser olmak için de nedenler var. Bir şair şöyle demişti: Çaresizce iyimser. Çünkü savaşların, bombaların, saldırgan ve önleyici savaşın, bütün halkların yok edilmesinin üzerinde, biri yeni bir çağın aydınlandığını görebilir... 'Yeni bir çağ doğuyor. Silvio Rodriguez'in söylediği gibi, yeni yeni bir çağ doğuyor. Düşünmenin alternatif yolları var. Farklı düşünen genç insanlar var. Şimdi yapmamız gereken dünyanın geleceğini tayin etmektir. Şafak yeniden söküyor. Bunu Afrika'da, Avurpa'da, Latin Amerika'da ve Okyanusya'da görebilirsiniz. Bu iyimser görüşü vurgulamak istiyorum. Kendimizi, mücadele isteğimizi, farkındahğı-mızı güçlendirmeliyiz .Yeni ve daha iyi bir dünya inşa etmeliyiz. Venezuela bu mücadeleye katılıyor ve bu nedenle tehdit ediliyoruz. ABD Venezüela'da bir darbeyi çoktan planladı, finanse etti ve Venezüela'da ve başka yerlerde darbe girişimlerini desteklemeyi sürdürüyor. Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet, bir dakika önci bize eski dışişleri bakanı Orlando Letelier'e yönelik korkunç suikast girişimini hatırlattı. Ve birşey daha eklemek istiyorum: Bu suçu işleyenler şimdi serbest. Ve bir Amerikan vatandaşının da öldüğü bir diğer olayda suçlu Amerikalıların kendisiydi. Onlar CIA katilleri, teröristleriydi. 'EN BÜYÜK TERÖRİST NEREDE?' Ve bu odada, birkaç gün içinde gerçekleşecek bir yıldönümünü hatırlamamışz gerekiyor. 30 yıl önce başka bir korkunç saldırı, bir Küba yolcu uçağına yönelik 73 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı gerçekleşmişti. Uçağı havaya uçurmanının sorumluluğunu üstlenen bu kıtanın en büyük teröristi nerede? Birkaç yıl Venezuela cezaevinde yattı. CIA ve hükümet yetkililerine teşekkür ederiz ki kaçmasına izin verildi ve şimdi ABD'de hükümetin koruması altında yaşıyor. Ve o mahkûm edildi. Suçunu itiraf etti. Ancak ABD hükümeti, çifte standartlara sahip. Canı istediğinde terörizmi koruyor. Ve Venezuela, terörizm ve şiddetle mücadele etmeye söz veriyor. Ve biz barış için savaşan halklardanız. Burada korunan teröristin adı Luis Posada Carriles, Ve Venezüela'dan kaçan diğer son derece yozlaşmış insanlar da burada koruma altında yaşıyor: Darbe süresince insanlara suikast düzenleyen elçilikleri bombalayan bir grup. Onlar beni kaçırdı ve beni öldüreceklerdi, ancak bence Tanrı yetişti ve halkımız ve ordu sokaklara döküldü ve bugün buradayım. Ancak bu darbeye öncülük eden insanlar bugün burada bu ülkede Amerikan hükümetince korunuyor. Ve ben Amerikan hükümetini teröristleri korumak ve tamamen sinik bir söyleme sahip olmakla suçluyorum. Küba'dan bahsettik. Evet, birkaç gün önce oradaydık. Oradan mutlu bir şekilde ayrıldık. Ve orada başka bir çağın doğduğunu görüyorsunuz. Bağlantısızlar Hareketi'nin 15. Zirve-si'nde tarihi bir sonuç bildirgesi kabul edildi. Endişelenmeyin, onu burada okumayacağım. Değerli meslektaşlarım, Sayın Başkan, yeni, güçlü bir hareket, bir güney hareketi doğdu. Biz güneyin güneyin erkekleri ve kadınlarıyız. Bu belgelerle, fikirlerle, eleştirilerle, konuşmamı sonlandırıyorum. Kitabı götürüyorum. Ve unutmayın, bu kitabı hepinize hararetle ve tavezu ile öneriyorum. 'DÜNYAYI KORUMAK İÇİN.. Gezegenimizi korumak için fikirler istiyoruz, gezegenimizi emperyalist tehditten korumak için. Ve ümitle bu yüzyılda, çok uzun bir süre içinde değil, bunu göreceğiz, bu yeni çağı göreceğiz ve çocuklarımız ve torunlarımız için yenilenmiş bir BM'nin temel prensipleri temelinde barış içinde bir dünya için. Ve belki BM'nin yerini de değiştiririz, Belki BM'yi bir başka yere, belki bir güney şehrine taşıyabiliriz. Bunun için Venezüela'yı önermiştik. 'DOKTORUM UÇAKTA HAPİS!' Şahsi doktorumun uçakta kalması gerektiğini biliyorsunuz. Güvenlik Şefi kilitli bir uçakta beklemek zorunda. Bu beyefendilerin ikisine de BM toplantısına katılmalarına izin verilmedi. Bu bir diğer istismar ve Şeytan'ın bir diğer güç istismarı. Hâlâ sülfür kokusunu duyabiliyorum, ancak Tanrı bizimle ve hepinizi kucaklıyorum. Tanrı hepimizi korusun. İyi günler dilerim...

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home