AYDIN AKTAŞ'ın BLOGU

Cumartesi, Mayıs 05, 2007

ANLIYORUM yada HAL-İ PÜR MELALİMİZ

İşte yine oldu. Uzun zamandır acaba bundan sonra bu tür tavırları beklemek safdillik mi olur? diye düşündüğüm tavır yine sergilendi. Ülkenin üniter yapısının dış güçlerin içerideki uzantıları vasıtasıyla tehlikeye girdiği bazıları tarafından farkedildi. Yine canımız, göz bebeğimiz kıymetlimiz ve nimetlerini millete sunmaktan dahi imtina ettiğimiz laiklik ilkemiz aşındırlmaya başlandı. Yine mürteci tayfası “varlıklarıyla” rejimi tehdit etmeye başladılar. Yine berrak “zinde” zihinler “söğüt dalına mandayı yuvalandırmaya” başladılar. Pek değerli medyamız irtica haritalarını yine yayınlamaya başladı. Yine yönetici kadrosu gaflet ve dalalet içinde bulunmaktadır. İç ve dış tehditleri görememektedirler. Türkiye de Cumhuriyetin temel değerleri ve kazanımları tehlike ile yüz yüze bulunmakta, iç ve dış güçler el birliği edip memleketi parçalama yoluna girmişlerse ve idareci kadrosu bunun farkında değilse ne olur? El-Cevap; DARBE.Yine milletimiz kendi yüce menfaatlerini düşünemeyecek ve koruyamayacak durumdadır. Kendisine kastedecek sinsi planlar kurgulanmaktadır. Ancak bu halkın ne satılmış aydınları, ne halktan bigane bilim adamları, ne halkın kendi iradesinin mümessili olan yöneticileri ve ne de milletin kendisi bu tehlikenin farkında değildir. Bu hazin duruma üzülmeli miyiz? Asla! Neden mi? Çünkü Allah bu aciz millete zor zamanlarında kurtarıcı olarak her daim “kudretli” generaller göndermiştir. Bu generaller, bu durumlarda bütün haşyetli, celaletli ve dahi haşmetli simalarını gösterirler. Son tahlilde bu generaller tüm değer yargılarını alt üst edecek bir diyalektique mantık silsilesinin ürünü bir temel yargı ile hareket ederler. “Demokrasiyi kurtarmanın yegane yolu Darbedir.”Bu, akla hayale gelmeyen argümanla tam zamanında yapılan müdahaleler ile medar-ı iftiharımız olacak şanlı tarihler yazarız. Nasıl mı? Şöyle ki; millet iradesine fazlaca güvenen başbakan tutuklanır. Cumhuriyet çocuğu olan bir hakimin önüne gelen başbakana “çarıklıların temsilcisi” diye iltifatta bulunulur. Fiziki ve psikolojik işkencelerden sonra başbakan idam edilir. Ayrca ülkelerine yaptıkları hizmetlerin bir karşılığı olarak iki tane de bakan idam edilir. Sonra her on senede bir bu “rutin dışı” davranışlar halktan bile daha kıymetli olan ülke menfaatleri adına tekrarlanır. Üniversite öğrencilerinin bazılar idam ettirilir, kalanları da fişlenerek sakıncalı ilan edilir. Böylece ülkeye yönelen bütün tehlikeler bertaraf edilmiş olur. Bu bizim şanlı tarihimizde bir kesiti oluşturur. Bunun gibi kesitlerden daha çok vardır. Ama fazlasını burada zikredip kıymetten düşürmek olmaz.Bütün bu şerefli icraatlardan sonra; Ben şimdi anlıyorum; neden bu ülke müreffeh, hedeflerine ulaşmış ve insanlarına bu kadar değer veriyor.Şimdi anlıyorum; neden bu ülkede hiç yosuzluk, hırsızlık yapılmıyor ve bu toplumda suç oranları neden bu kadar düşük seviyede seyretmekte. Şimdi anlıyorum; neden bu ülkenin farklı etnik kimlikleri ve farklı mezhep üyeleri bir arada bu kadar barışık yaşayabiliyorlar. Şimdi anlıyorum; neden bu ülkenin siyaset çizgisi bu kadar tutarlı ve siyasi kurumları bu kadar yerleşik. Şimdi anlıyorum; neden bu ülkenin siyasileri, emniyeti birimleri, istihbaratı ve “mafya” birlikte çalışmıyorlar. Bu halde insanlarının dünyasını karartmıyorlar. Şimdi anlıyorum; bu ülkede neden insanlar düşüncelerinden ötürü öldürülmüyorlar.Şimdi anlıyorum; neden bu ülkede dış politikada yıllarca sadece birkaç tane meseleye saplanmadan akli ve ilmi ve dahi geniş bir perspektif ile açılımlar yapılmaktadır.Bizler bu ülenin saygın ve gururlu bireyleri olarak her daim rahat ve huzur içinde olacağız. Çünkü kudretli generallerimiz daima teyakkuz halinde olacaklar. Bizim hiçbir şeyi düşünmemize gerek yok. Çünkü onlar bizim yerimize düşünüyorlar. Ve bize şu şekilde haykıracaklar! “Barış için Savaşa” ve “Demokrasinin selameti için darbeye teşebbüs”ten asla kaçınmayacağız.Sizlere çok şey borçluyuz.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home